<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Uzaklar Çağırınca...</title>
        <description>Kişi idrakının sonucunu yaşar. 
Eğilen testiden içindeki dökülür yalnızca!

</description>
        <link>http://milkboy.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 23:02:18 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Ağulu bir hüzün</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/agulu-bir-huzun_4805207.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/agulu-bir-huzun_4805207.html</guid> 
            <description>Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir b&amp;uuml;t&amp;uuml;n sevdiklerince &lt;br /&gt;Su&amp;ccedil;lamak istemesende hi&amp;ccedil; kimseyi &amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;ccedil;le yanmakta y&amp;uuml;z&amp;uuml;n &lt;br /&gt;Adını bile koyamadığın bir boğun&amp;ccedil; dolmakta şimdi y&amp;uuml;reğine &lt;br /&gt;Ve usulca akmaktadır g&amp;ouml;zlerinin peteğine ağulu bir h&amp;uuml;z&amp;uuml;n &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ahmet Telli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/agulu-bir-huzun_4805207.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 14 Dec 2007 20:17:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Atlas</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/atlas_3522324.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/atlas_3522324.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;- Baba bana dağdan bulut getirsene.&lt;br /&gt; - Bulutlar yolda erir mi baba?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/atlas_3522324.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 06 Jul 2007 23:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İnsanın Dört Zindanı</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/insanin-dort-zindani_3522298.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/insanin-dort-zindani_3522298.html</guid> 
            <description>
İnsanı zorlayıcı dört güç vardır... İlk olarak, irade sahibi, bilinçli ve yaratıcı insan, ilk zorlayıcı gücün, doğa&amp;#8217;nın baskısı altındadır, bu zorun tutsağıdır. Natüralizm, tabiat temeline özellikle yaslanmaktadır ve oldukça önemli bir gerçeklik payı vardır. İkinci zorlayıcı güç, tarihin baskısıdır. Tarih felsefesi buna, bu temele dayanmaktadır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Emerson&amp;#8217;a &amp;#8220; Tarih nedir?&amp;#8221; diye sorulunca, &amp;#8220;Nedir tarih olmayan ki?&amp;#8221; diye karşılık vermiştir. Varolan herşey, tarihin ürünüdür. Tarih&amp;#8217;i temel belirleyici sayan görüşe göre benim niteliğimin yaratıcısı, benim tarihimdir. Tarihim benim elimde olmadığına göre ben de kendi elimde değilim. Üçüncüsü Sosyolojizm&amp;#8217;dir. Toplumu temel ve asıl belirleyici kabul eden, bireyi yadsıyan, toplumun bireyi oluşturduğunu ileri süren görüştür.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Aslında ben ne Naturalizm&amp;#8217;i, ne Sosyolojizm&amp;#8217;i, ne de Historizm&amp;#8217;i tümüyle yadsıyorum; üçünü de kabul ediyorum. Ancak benim kabul edişim şu anlamdadır: İnsan-ki asıl onu anlatmak istiyorum-, bu varlık seçebilir, seçme yeteneği ve imkanı vardır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bu varlık kendi gelişim ve olgunlaşma süreci içinde gerçekten de bir açıdan ve bir bakıma doğal ve maddi bir oluşum, bir görüngü, bir bakıma Tarih&amp;#8217;in biçimlediği bir görüngü, bir bakıma çevre ve toplumun biçimlediği bir görüngüdür. Bir bo.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/insanin-dort-zindani_3522298.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 15 Apr 2007 22:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hasbihal</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/hasbihal_3520572.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/hasbihal_3520572.html</guid> 
            <description>Zamanın ters, yarenliğin faydasız; her reisin bezgin ve her başın hasta olduğunu g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce; evime kapanıp şerefimi kayırmayı k&amp;acirc;r bildim. &lt;br /&gt;Yanımda saklı duran ve avucumda ışıldayan, hikmet şarabından i&amp;ccedil;erim. &lt;br /&gt;Sofra arkadaşlarım m&amp;uuml;rekkep şişeleridir; sazım onların şakırtısıdır. &lt;br /&gt;Bu arada d&amp;uuml;nyadan g&amp;ouml;&amp;ccedil;m&amp;uuml;ş hikmet erbabının sohbetiyle neşelenirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Farabi&quot;&gt;Farabi&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/hasbihal_3520572.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 06 Jul 2007 20:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Aşk</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/ask_3512095.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/ask_3512095.html</guid> 
            <description>Aşk, yerine g&amp;ouml;re yol olur y&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r, yerine g&amp;ouml;re iman olur uyulur.&lt;br /&gt;Bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar.&lt;br /&gt;Sultan olur &amp;uuml;lke y&amp;ouml;netir, şarap olur sarhoş eder.&lt;br /&gt;At olup koşar, kuş olup u&amp;ccedil;ar.&lt;br /&gt;Hazine olur viran g&amp;ouml;n&amp;uuml;llerde saklanır, kimya olur hakir toprakları altına d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;r&amp;uuml;r.&lt;br /&gt;Sır olur saklanır, gonca olur a&amp;ccedil;ılır.&lt;br /&gt;G&amp;uuml;l bah&amp;ccedil;esi olur kokusuyla aşıkları mest eder, g&amp;uuml;neş olur aşıklarının &amp;uuml;mit meyvelerini olgunlaştırır.&lt;br /&gt;Aşk olunca g&amp;ouml;n&amp;uuml;ller birleşir, aşk olunca kıyamet koparcasına hareketlilik olur.&lt;br /&gt;Aşk olunca şimşekler &amp;ccedil;akar, rahmetler yağar.&lt;br /&gt;Alemler kıyama kalkarsa aşktandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
            <pubDate>Fri, 06 Jul 2007 02:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir İntihar Akşamı Üstüne Söylenti</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/bir-intihar-aksami-ustune-soylenti_3501326.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/bir-intihar-aksami-ustune-soylenti_3501326.html</guid> 
            <description> Kısacık yoğun bir akşam&lt;br /&gt;herkesin y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;n bir anıya karıştığı&lt;br /&gt;yoğun bir akşam&lt;br /&gt;bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde&lt;br /&gt;ve bir intihar &amp;uuml;st&amp;uuml;ne s&amp;ouml;ylenti&lt;br /&gt;b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kıyıları dolaştı durdu&lt;br /&gt;kısacık bir akşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacık serin bir akşam&lt;br /&gt;kelebeklerin atlarla yarıştığı&lt;br /&gt;yoğun bir akşam&lt;br /&gt;bazı mektuplar damgalandı postanelerde&lt;br /&gt;oturuldu bir takım şarkılar s&amp;ouml;ylendi&lt;br /&gt;bir adam bir kadının kapısını vurdu</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 10:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Oval Portre</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/oval-portre_3501286.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/oval-portre_3501286.html</guid> 
            <description>Uşağımın, ağır yaralı halimde beni a&amp;ccedil;ıkta gecelemeye&amp;nbsp; bırakmaktansa herşeyi g&amp;ouml;ze alıp zorla i&amp;ccedil;eri soktuğu&amp;nbsp; şato, kimbilir ne kadar   zamandır Apeninler&amp;rsquo;in &amp;uuml;zerindeki esrarlı heybet ve h&amp;uuml;z&amp;uuml;n yığınlarından biriydi; hep b&amp;ouml;yle şatolardan bahseden Mrs. Radecliffe&amp;rsquo;in hayal ettiklerinden farksızdı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; G&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;şe g&amp;ouml;re bu yakınlarda, bir zaman i&amp;ccedil;in   terk edilmişti. Biz en az ihtişamla d&amp;ouml;şenmiş k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir daireye yerleştik.&lt;br /&gt; &amp;nbsp;&lt;br /&gt; Burası binanın uzak bir kulesiydi. S&amp;uuml;sleri zengin olmakla beraber yıpranmış ve eskiydi. Duvarlarına altın arabesk &amp;ccedil;er&amp;ccedil;eveler i&amp;ccedil;inde bir&amp;ccedil;ok canlı   modern resimler ve perdeler asılmıştı. Odalar t&amp;uuml;rl&amp;uuml; şekilde eski silahlar ve savaş ganimetleriyle donatılmıştı. Yalnız duvarlara asılı olmayıp, binanın garip mimarisinin sonucu olan bir&amp;ccedil;ok girinti ve &amp;ccedil;ıkıntılarına dayatılan bu resimlere,   hen&amp;uuml;z başlayan buhranlarım y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden derin bir ilgi duyuyordum. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Onun i&amp;ccedil;in (zaten gece olduğundan) Pedro&amp;rsquo;ya pencerelerin ağır kepenklerini kapamasını s&amp;ouml;yledim. Başucumdaki y&amp;uuml;ksek şamdanın mumlarını   yakmasını ve yatağı tamamiyle &amp;ouml;rten sa&amp;ccedil;aklı siyah kadife perdeleri a&amp;ccedil;masını emrettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunların yapılmasını isteyişimin sebebi, eğer uyku tutmazsa resimleri seyretmekve yastığım.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/oval-portre_3501286.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 09:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sürgün Üzerine</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/surgun-uzerine_3167449.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/surgun-uzerine_3167449.html</guid> 
            <description> S&amp;uuml;rg&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ccedil;ağımıza &amp;ouml;zg&amp;uuml; bir siyasi ceza olarak kavrayabilmek i&amp;ccedil;in, haritası edebiyat tarafından &amp;ccedil;ıkarılmış deneyim alanlarının &amp;ouml;tesine ge&amp;ccedil;mek şarttır. Joyce&amp;rsquo;u, Nabakov&amp;rsquo; u ve hatta s&amp;uuml;rg&amp;uuml;n hakkında, ama nedensiz ya da gerek&amp;ccedil;esiz s&amp;uuml;rg&amp;uuml;n hakkında dokunaklı şeyler yazmış olan Conrad&amp;rsquo; ı bile bir kenara koymak şarttır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bunun yerine, adlarına BM kuruluşları yaratılmış olan sayısız kitleleri, yurtlarına d&amp;ouml;nebilme imkanı kalmamış, ellerinde sadece ekmek karneleri ve s&amp;ouml;z konusu kuruluşlardaki numaraları olan k&amp;ouml;yl&amp;uuml; m&amp;uuml;ltecileri d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek gerekir.Paris kozmopolit s&amp;uuml;rg&amp;uuml;nleri kendine &amp;ccedil;ekmesiyle &amp;uuml;nl&amp;uuml;d&amp;uuml;r, ama aynı zamanda varlıklarından hi&amp;ccedil; haberimiz olmayan erkek ve kadınların sefil bir yalnızlık i&amp;ccedil;inde yıllarını ge&amp;ccedil;irdiği yerdir de. Vietnamlıların, Cezayirlilerin, Kambo&amp;ccedil;yalıların, L&amp;uuml;bnanlıların, Senegallilerin, Peruluların, bir de Kahire&amp;rsquo; yi, Beyrut&amp;rsquo;u, Madagaskar&amp;rsquo;ı, Bangkok&amp;rsquo;u, Mexico City&amp;rsquo; i d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlantik d&amp;uuml;nyasıyla aradaki mesafe arttık&amp;ccedil;a &amp;uuml;mitsizce b&amp;uuml;y&amp;uuml;yen rakamlar, sahipsiz atıklar, anlatılabilir bir tarihten yoksun &amp;ldquo;kayıtlara ge&amp;ccedil;memiş&amp;rdquo; halkların pekişmiş sefaleti de artar. Hindistan&amp;rsquo;dan s&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;ş M&amp;uuml;sl&amp;uuml;manlar, Amerika&amp;rsquo;daki s&amp;uuml;rg&amp;uuml;n Haitililer, Okyanusya&amp;rsquo;daki Bikinililer ya da Arap d&amp;uuml;nyasının d&amp;ouml;rt bir yanına dağılmış Filistinliler hakkında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek i&amp;ccedil;in &amp;ouml;znelliğin, sanatın sağladığı m&amp;uuml;tevazı sınırları terk edip kitle siyasetinin aritmetik soyutlamalarına başvurmamız gerekir. M&amp;uuml;zakereler, ulusal kurtuluş savaşları, yurtlarından boh&amp;ccedil;a gibi toplanıp d&amp;uuml;rte d&amp;uum.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/surgun-uzerine_3167449.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 04 Jun 2007 13:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Okumuş Bir İşci Soruyor</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/okumus-bir-isci-soruyor_3167411.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/okumus-bir-isci-soruyor_3167411.html</guid> 
            <description> Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim? &lt;br /&gt; Kitaplar yalnız kralların adını yazar. &lt;br /&gt; Yoksa kayaları taşıyan krallar mı? &lt;br /&gt; Bir de Babil varmış boyuna yıkılan, &lt;br /&gt; kim yapmış Babil'i her seferinde? &lt;br /&gt; Yapı iş&amp;ccedil;ileri hangi evinde oturmuşlar &lt;br /&gt; altınlar i&amp;ccedil;inde y&amp;uuml;zen Lima'nın? &lt;br /&gt; Ne oldular dersin duvarcılar &lt;br /&gt; &amp;Ccedil;in Seddi bitince? &lt;br /&gt; Y&amp;uuml;ce Roma'da zafer anıtı ne kadar &amp;ccedil;ok! &lt;br /&gt; Kimlerdir acaba bu anıtları dikenler? &lt;br /&gt; Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri? &lt;br /&gt; Yok muydu saraylardan başka oturacak yer &lt;br /&gt; dillere destan olmuş koca Bizans'ta? &lt;br /&gt; Atlantik'te, o masallar &amp;uuml;lkesinde bile, &lt;br /&gt; boğulurken insanlar &lt;br /&gt; uluyan denizde bir gece yarısı, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bağırıp imdat istedilerdi k&amp;ouml;lelerinden. &lt;br /&gt; Hindistan'ı nasıl aldıydı t&amp;uuml;ys&amp;uuml;z İskender? &lt;br /&gt; Tek başına mı aldıydı orayı? &lt;br /&gt; Nasıl yendiydi Galyalılar'ı Sezar? &lt;br /&gt; E bir aş&amp;ccedil;ı olsun yok muydu yanında? &lt;br /&gt; İspanyalı Filip ağladı derler &lt;br /&gt; batınca tekmil filosu. &lt;br /&gt; Ondan başkası ağlamadı mı? &lt;br /&gt; Yediyıl Savaşı'nı 2. Frederik kazanmış? &lt;br /&gt; Yok muydu ondan başka kazanan? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı. &lt;br /&gt; Ama pişiren kim zafer aşını? &lt;br /&gt; Her adımda fırt demiş fırlamış bir b&amp;uuml;y&amp;uuml;k adam. &lt;br /&gt; ama &amp;ouml;deyen kimler harcanan paraları? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; İşte bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; olay sana &lt;br /&gt; Ve bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; soru.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Bertolt_Brecht&quot;&gt;Bertolt Brecht&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/okumus-bir-isci-soruyor_3167411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 04 Jun 2007 13:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Gitmekle kalmak arasında </title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/gitmekle-kalmak-arasinda_2892208.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/gitmekle-kalmak-arasinda_2892208.html</guid> 
            <description>Gitmekle kalmak arasında kıpırdamayan g&amp;uuml;n, &lt;br /&gt;katı bir saydamlık kalıbı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor ve hi&amp;ccedil;biri anlaşılamıyor, &lt;br /&gt;ufuk dokunulamayacak bir yakınlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masada kağıtlar, bir kitap, bir vazo: &lt;br /&gt;nesneler dinlenmekte adlarının g&amp;ouml;lgesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damarlarımdaki kan giderek daha ağır y&amp;uuml;kseliyor &lt;br /&gt;ve yineliyor inat&amp;ccedil;ı hecesini şakaklarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık kayıtsızca bi&amp;ccedil;imini bozmakta &lt;br /&gt;donuk duvarın, tarihi olmayan bir zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ouml;ğle sonrasının yayılışı; şimdiden bir k&amp;ouml;rfez &lt;br /&gt;usul dalgalanışı sarsmakta d&amp;uuml;nyayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne uykudayız, ne de uyanık: &lt;br /&gt;biziz, başka bir şey değil işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An ayrılmakta kendi kendinden &lt;br /&gt;ve duraksamaların oluşturduğu ge&amp;ccedil;ite d&amp;ouml;n&amp;uuml;şmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Octavio Paz&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/gitmekle-kalmak-arasinda_2892208.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 10 May 2007 10:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kalem ve Kılıç </title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/kalem-ve-kilic_2892101.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/kalem-ve-kilic_2892101.html</guid> 
            <description> Bir odanın bir k&amp;ouml;şesinde bir kılı&amp;ccedil; duruyor,g&amp;ouml;vdesinin &amp;ccedil;elik y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne g&amp;uuml;neşin şavkı vurmuş,pembemsi pembemsi ışıldıyordu.Derken kasılarak &amp;ccedil;evresine bir g&amp;ouml;z gezdirdi kılı&amp;ccedil;.G&amp;ouml;rd&amp;uuml; ki odada bulunan her şey kendi parıltısından beslenip ge&amp;ccedil;iniyordu.Her şey mi?Ama yoo!Şu oradaki masanın &amp;uuml;zerinde bir m&amp;uuml;rekkep hokkasına miskin miskin yaslanmış bir kalem duruyor,onun &amp;ccedil;akmak &amp;ccedil;akmak g&amp;ouml;rkemi karşısında boyun eğmeyi şuncacık aklına getirmiyordu.İşte buna i&amp;ccedil;erledi kılı&amp;ccedil; ve konuşmaya başlayarak ş&amp;ouml;yle dedi:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &quot;Sen kim oluyorsun da,beş para etmez yaratık,başkaları gibi benim parıltım karşısında boyun eğmiyor ve ona hayranlık duymuyorsun?Bir bak bakayım ş&amp;ouml;yle &amp;ccedil;evrene!Ne kadar ara&amp;ccedil; gere&amp;ccedil; varsa,hepsi derin bir saygıyla koyu bir karanlığa b&amp;uuml;r&amp;uuml;nm&amp;uuml;ş duruyor.Mutluluk bağışlayan ışıl ışıl g&amp;uuml;neş,beni,yalnızca beni aranızdan se&amp;ccedil;ip kendine g&amp;ouml;zde yaptı;hazdan ge&amp;ccedil;ilmeyen alev alev &amp;ouml;p&amp;uuml;c&amp;uuml;kleriyle hayat veriyor bana,ben de bunun altında kalmıyor,ışığının g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne bin kat daha g&amp;uuml;&amp;ccedil; katıp yansıtıyorum.G&amp;ouml;z kamaştırıcı giysiler i&amp;ccedil;inde dolaşmak yalnızca kudretli prenslere yaraşır.G&amp;uuml;neş de benim kudretimi biliyor,bildiği i&amp;ccedil;in de ışınlarından dokuduğu o krallara &amp;ouml;zg&amp;uuml; erguvan rengindeki kaftanı omuzlarıma atıyor.&quot;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bunun &amp;uuml;zerine, kalem vakur bir edayla,g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseyerek ka.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/kalem-ve-kilic_2892101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 10 May 2007 09:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HAYYAM</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/hayyam_2756228.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/hayyam_2756228.html</guid> 
            <description> Bilgenin y&amp;uuml;reğinde her dilek,&lt;br /&gt; Anka kuşu gibi gizli gerek.&lt;br /&gt; Damla nasıl inci olur denizde:&lt;br /&gt; Sedefler i&amp;ccedil;inde gizlenerek&lt;br /&gt;&amp;Ouml;mer Hayyam&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/hayyam_2756228.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 28 Apr 2007 23:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sanal Filozof</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/sanal-filozof_2756152.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/sanal-filozof_2756152.html</guid> 
            <description> Irak&amp;rsquo;ın işgal edildiği g&amp;uuml;nlerde, bu işgalin ne anlama geldiğini yorumlaması i&amp;ccedil;in eline mikrofon tutuşturulanlardan birisi de Jean Baudrillard&amp;rsquo;ı. Balık tutmak i&amp;ccedil;in Sein nehri kıyısına inerken, tesad&amp;uuml;fen kameralara yakalanmış bir iş&amp;ccedil;i emeklisine benzeyen yaşlı Jean, ş&amp;ouml;yle demişti: Ortada bir savaş yoktur&amp;hellip;O orada, mikrofon elinde konuşurken, m&amp;uuml;sellah bir g&amp;uuml;&amp;ccedil; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir &amp;uuml;lkeyi &amp;ouml;l&amp;uuml;m tarlasına &amp;ccedil;evirmeye devam ediyordu oysa; bunu kendisi de biliyordu. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerine kafa yoranlar, savaşın b&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;nya televizyonlarından canlı seyredildiği bir anda Baudrillard&amp;rsquo;ın ağzından &amp;ccedil;ıkan bu c&amp;uuml;mlenin, aslında şimdiye kadar s&amp;ouml;ylemek istediklerinin bir h&amp;uuml;lasası olduğunun farkındaydılar: Tarih Baudrillard&amp;rsquo;ı haklı &amp;ccedil;ıkarmıştı&amp;hellip; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; İnsanoğlu, geleneksel d&amp;uuml;nyanın acılarına son k&amp;ouml;rfez savaşıyla veda etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Baudrillard, ekranlardan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir heyecan i&amp;ccedil;erisinde seyredilen, artık bir havai fişek g&amp;ouml;sterisinin şenliğinden ayırt edilemez hale gelmiş bu savaşın, i&amp;ccedil;imizdeki korkuyu, adalet duygusunu, vicdan azabını ve cesareti harekete ge&amp;ccedil;irecek ger&amp;ccedil;ek bir savaş olmadığını; b&amp;uuml;t&amp;uuml;n olup bitenin ekranlaşmış d&amp;uuml;nyanın g&amp;uuml;n&amp;uuml;birlik macerasına d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; vurgulamak istiyordu. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;</description>
            <pubDate>Sat, 28 Apr 2007 23:38:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mizana</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/mizana_2749255.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/mizana_2749255.html</guid> 
            <description>Basit şeyler oldu istediklerim hep:&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ok &amp;ccedil;eşitli i&amp;ccedil;kiler i&amp;ccedil;mek;&lt;br /&gt;serserilik etmek uzak limanlarda;&lt;br /&gt;bumbayla seren arasındaki farkı bilmek;&lt;br /&gt;&amp;ccedil;ok yelkenli bir kalyonu tek başıma g&amp;ouml;t&amp;uuml;rmek;&lt;br /&gt;muazzam paralar kazanıp bir anda,&lt;br /&gt;bir gecede t&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; yitirmek;&lt;br /&gt;herkesin bir g&amp;ouml;r&amp;uuml;şte sevdiği kadınları&lt;br /&gt;en &amp;ccedil;ok ve başkaca sevmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta ama ve onulmazca&lt;br /&gt;Elsa'yı sevmek, her sabah ona d&amp;ouml;nmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olamadı elbet.&lt;br /&gt;T&amp;uuml;m&amp;uuml; &amp;ccedil;elişti bunların Elsa'yla.&lt;br /&gt;Se&amp;ccedil;mem gerekti. Se&amp;ccedil;tim.&lt;br /&gt;Bu se&amp;ccedil;imi sorgularım belki yaşlandık&amp;ccedil;a,&lt;br /&gt;kuşkum yok şimdilik ama.&lt;br /&gt;Ve ilgin&amp;ccedil; y&amp;ouml;n&amp;uuml; şu ki &amp;uuml;stelik bu &amp;ouml;yk&amp;uuml;n&amp;uuml;n:&lt;br /&gt;Ne bir mizanaya tırmandım &amp;ouml;mr&amp;uuml;mde,&lt;br /&gt;ne de tırmanacak olsam bir g&amp;uuml;n&lt;br /&gt;Elsa'ya d&amp;ouml;nebileceğim artık indiğimde.&lt;br /&gt;Roni MARGULIES&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/mizana_2749255.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 28 Apr 2007 11:39:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Önceleyin</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/onceleyin_2749145.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/onceleyin_2749145.html</guid> 
            <description>
Önce bir ellerin var &lt;br&gt;Yalnızlığımla benim aramda &lt;br&gt;Sonra birden kapılar açılıverdi &lt;br&gt;ağzına kadar &lt;br&gt;Sonra yüzün, &lt;br&gt;Ardından gözlerin dudakların &lt;br&gt;Sonra herşey çıkıp geldi &lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde &lt;br&gt;Sen çıkardın utancını duvara astın &lt;br&gt;Ben masanın üzerine koydum kuralları &lt;br&gt;Herşey işte böyle oldu önce&lt;br&gt;&lt;a href=&quot;http://www.cemalsureya.net/&quot;&gt;Cemal Süreya&lt;/a&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/onceleyin_2749145.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 28 Apr 2007 11:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Esneyen insanlar ülkesi</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/esneyen-insanlar-ulkesi_2748965.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/esneyen-insanlar-ulkesi_2748965.html</guid> 
            <description>Bir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir 
zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk 
içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları 
kırıp geçirmeye başlamış. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, 
birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış.&lt;br&gt;&lt;br&gt;
Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, 
zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de 
başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş. Günde ancak beş on gram 
zayıflıyor, bir iki milimetre küçülüyorlarmış. İnsanlar küçüle ufala, zayıflaya 
sıskalaşa, bir zaman gelmiş, baston kadar incelmiş, sacayağı kadar kısalmışlar. 
Günden güne daha da kısalıp ufalıyorlarmış.&lt;br&gt;&lt;br&gt;
Beri yandan birtakım insanlar da günden güne şişmanlıyor, irileşiyorlarmış. 
Öbürlerinin küçülmesi, ufalması gibi, bu irileşme, şişmanlama da, günden güne 
bikaç milim, günde beş on gram olduğundan, ne kendileri, ne de başkaları onların 
her gün biraz daha devleştiklerinin farkına varmıyorlarmış. Boyları yangın 
kuleleri kadar uzamış, gövdeleri vapurlar kadar irileşmiş.&lt;br&gt;</description>
            <pubDate>Sat, 28 Apr 2007 11:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir Şehirden Gitmek</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/bir-sehirden-gitmek_2747101.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/bir-sehirden-gitmek_2747101.html</guid> 
            <description>
 &lt;i&gt;Şimdi bu yaşlı kadının, bu serin kumsalda tek başına, sabahın bu saatinde, her sabah olduğu gibi öylece güneşin doğuşuyla beraber kızaran denize bakarak neler mırıldandığını sorar ve benden herkese verdiğim geçiştirme cevaplardan değil de gerçek bir cevap isterseniz; durup biraz düşünmem ve ayrıntıları kaçırmadan, yaşanmış olan bir hayatı hatırlamam gerekir. &lt;br&gt; &lt;br&gt;Hafif sarı, kahverengi saçları omuzlarından süzülürken yumuşak ve huzurlu göğüslerine, beyaz çarşafa sanki akıyordu kırmızı mürekkep gibi vücudu ve aklından geçen, sadece geride bıraktığı kararmış şehir, sokaklar, ve alt tarafı herhangi bir yaşam olmadığı için daha önemli olan bir yaşamdı. &lt;br&gt; &lt;br&gt;Üzgün yüzüne değmeden uzanamadı elleri saçlarına, şöyle parmaklarının arasına aldı ve hepsini birden saçlarının, sağ omzuna yükledi. Sol omzu belli ki üzgün kalmıştı yüzü gibi, gözlerini kapadı, gerdi bedenini, dişlerini sıktı ve bıraktı kendini. Esnedi yatak; çarşaf iyice dağıldı. Derin bir nefes aldı, şişirdiği göğsünde dalgalanırken, tümü birden parlıyordu saçlarının, hiç kalkmayacaktı o gün yataktan, geride bıraktığı yaşamın tüm izlerini silmeye çalışırken, kurmak için yeni bir hayatın kılcal damarlarını aklında ve kalbinde oluşturmak için. &lt;br&gt; &lt;br&gt;Elleri her zamankinden farklı, bacaklarının iki yanında sallanırken caddelerin egsoz kokusu içinde yürüyüp gidiyordu bir başka mekana, kendinden geçmek için değil, sadece güzel şeyleri hatırlayıp mutlu olmak için. Hatırlanacak güzel şeylerin de varolduğunu hatırlayabilmek için. Hayatı yırtıp bir yerlerinden, havalandırılabilir kılan neydi, bulmak için. Hayata adını veren şey ya da şeylerin ne olduğunu bulmak için değil de, minicik de olsa o şey ya da şeylere ait fikir pırıltısını görebilmek için. İçmek ve içmek ve hâttâ daha ayılmadan ne içtiğini bilmeden habire içmek, aklına sık sık geldiği gibi, belki de sır denen şey sırf sır olduğu için, sırf adı böyle olduğu için, sırf insan bilecek daha fazla şeyler istediği için bu kadar önemli bu kadar heyecan ve.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/bir-sehirden-gitmek_2747101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 22 Jan 2007 02:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fantazya</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/fantazya_2405144.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/fantazya_2405144.html</guid> 
            <description>Bir hava bilirim, dünyalara değişmem:&lt;br&gt;Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun.&lt;br&gt;Çok eski bir hava, ağır, hazin, muhteşem;&lt;br&gt;Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun!&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ne zaman o havayı dinliyecek olsam&lt;br&gt;Ruhum gençleşiverir birden iki asır.&lt;br&gt;Onüçüncü Louis devridir, vakit akşam!&lt;br&gt;Batan günle sararmış bir yamaç uzanır.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Camları kızıla çalan renklerle yanar,&lt;br&gt;Kiremitten bir şato, köşeleri taştan.&lt;br&gt;Etrafı çepçevre bağlar, bahçeler, parklar;&lt;br&gt;Bir dere akıyor çiçekler arasından.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede;&lt;br&gt;Eskidir geçmiş zaman esvapları eski.&lt;br&gt;Görmüşlüğüm var bu kadın, ama nerde?&lt;br&gt;Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki! &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gerard de Nerval&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çeviri : Cahit Sıtkı Tarancı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/fantazya_2405144.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 28 Mar 2007 22:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tahrik</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/tahrik_2404904.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/tahrik_2404904.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bırakın ince kavak seslerini şehrin içinde&lt;BR&gt;paralar yaşlı kızların koynunda yatarken&lt;BR&gt;bırakın köprülerin üstüne yağmur&lt;BR&gt;ve basma perdelerden lânet bize.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik&lt;BR&gt;şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde&lt;BR&gt;külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu&lt;BR&gt;sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza&lt;BR&gt;peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu&lt;BR&gt;yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda&lt;BR&gt;yürek elbet acıyor esvap değiştirirken&lt;BR&gt;bizden artık akması beklenilen kan da katı&lt;BR&gt;kovulduk ölümün geniş resimlerinden.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Efsanelerden kovulduk&lt;BR&gt;kan ve demir kelimeleri söylenince&lt;BR&gt;elbiseler içindeyiz, şehrin içinde&lt;BR&gt;önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı&lt;BR&gt;kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok&lt;BR&gt;altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde&lt;BR&gt;eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan&lt;BR&gt;çiçek alıp eve götürüyoruz&lt;BR&gt;bunun bir delilik olduğunu bile bile&lt;BR&gt;en ıssız duyguların ucunda karakollar&lt;BR&gt;asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde&lt;BR&gt;külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu&lt;BR&gt;gözler kısılıp bakılıyor bize.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Biliniyor&lt;BR&gt;bizim mahsustan yaşadığımız&lt;BR&gt;biliniyor&lt;BR&gt;şarkıların sırası bizde&lt;BR&gt;biliniyor&lt;BR&gt;hayat bizden razıdır&lt;BR&gt;biliniyor&lt;BR&gt;otların sarardığı yerlerde güneş&lt;BR&gt;kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;A href=&quot;http://www.ismetozel.org/&quot;&gt;İsmet Özel&lt;/A&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/tahrik_2404904.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 28 Mar 2007 22:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sartre - Duvar</title>
            <link>http://milkboy.blogcu.com/sartre-duvar_2404760.html</link>
            <guid>http://milkboy.blogcu.com/sartre-duvar_2404760.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;İnsanları sevmeyen bir insanın olabileceğini bilmek sizi&amp;nbsp; meraklandıracaktır sanıyorum. İşte ben, hem de öylesine az seviyorum ki onları, yarım düzinesini hemen şimdi öldürebilirim. Belki kendi kendinize sorarsınız: Neden sadece yarım düzine diye? Çünkü tabancam&amp;nbsp; altı mermi alıyor. İşte bir canavarlık, değil mi? Üstelik de tam anlamıyla siyaset dışı bir davranış. Ama size diyorum ki: ben onları sevemem. Ne hissettiğinizi çok iyi anlıyorum. Ama onlarda sizi çeken şey beni tiksindiriyor. Bir iktisat dergisini sol eliyle karıştırarak edepli edepli yemek yiyen adamlar gördüm ben de sizin gibi. Fokların sofrasında olmayı yeğlemem benim hatam mı? Yüz çizgilerini bir yana bırakırsanız, insan yüzüyle hiçbir şey yapamaz. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Ağzını kapalı tutarak bir şey gevelediği zaman ağzının kenarları iner ve kalkar, sanki durmaksızın dinginlikten ağlamaklı bir şaşkınlığa geçer gibidir. Siz bunu seversiniz, biliyorum, siz buna Zekâ'nın uyanıklığı diyorsunuz. Ama bu benim midemi bulandırıyor, nedendir bilmiyorum, ben doğuştan böyleyim. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nb.. ( &lt;a href=&quot;http://milkboy.blogcu.com/sartre-duvar_2404760.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 28 Mar 2007 21:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://milkboy.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>