inachisus case
4 Takipçi | 9 Takip
29 10 2006

Uyuyan Güzel

Haziran bir gece yarısıTenimde serin, gizemli ayışığıAltın kıyılarıNemli, baygın tütsüler yayanDingin zirvelereEzgiler eşliğinde akışan damlacıklarıUsulca evrensel vadiye kanatlananUlaşılmaz, gizemli ayışığı...Eğiliyor biberiyeler mezarına,Zambaklar dalgalaraÇürüyor suskun yıkıntılarGöğsüne sarıp gecenin sisiniÇekiliyor sonsuz uykuyaLethe gibi, bak! Nehir, bile bileUyukluyor yatağındaHiç uyanmayacakmış gibiIrene'in yazgılarıyla yattığı yerdeUyuyor tüm güzellikler!Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi-Bu pencere, kara geceye açılan?Ürkünç kımıltılar perdelerdeEğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesindeSesleniyor her aralıktanArsızca odanda dolaşanBedensiz ruhlar, büyücülerSüslü kapağı altında gömütününGizlenmiş uyuyan ruhun,Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgelerBeyaz hayaletler gibi uçuşan...Ah, sevgili prensesim! Hiç mi korkmuyorsun?Ne rüyalar görüyorsun?Belli ki uzak denizlerden gelmişsinKüçük bahçemizin sadık ağaçlarınaNe tuhaf rengin... Giysilerin...Saçlarının uzunluğuVe bu dayanılmaz sessizlik!Prenses uyuyor! Ah, bırakın uyusunKutsal sığınağında Tanrı'nın, derin derinBir kez daha kutsal kılınsın bu odaBu yatak, melankolik, bir kez daha!Yalvarırım Tanrım, gözleri açılmadanGömütüne hayaletler uğramadanUyusun prensesim!Aşkım uyuyor! Ah, bırakın uyusunİncitmesin solucanlar bedeniniUyusun sonsuza dekYaşlı ormanın loş kuytularındaAçılsın yüksek kemerleri gömütününDağıtarak karanlığı ansızınÜzerinde işlemeli tabut örtüleriAnımsatır atalarının cenazesiniUtkulu, sevinçli, huzur verici...Küçük bir kızkenTaş atardı prensesAyrıksı bir gömüt kapısınaBir yankı daha, her taşlaÜrkerdi düşüncesinden bile,Günahkar çocuk, biçare!Ölünün iniltisiydi, yükselen gömütten... Edgar Allan PoeLethe: Yunan mitolojisinde ölüm suyu taşıyan göl. Her kim ki bir yudum içerse, onu ölüme götürür.Irene: Mitolojide barış tanrıçası. ... Devamı

29 10 2006

ŞEMS - Karalamalar

yıkılmış gövdenin karnındakiler ve lekeli akşamların gövdesindekiler şems'i bekada gördünüzmü? elleri yağmur gözleri çıngırak denizi içiyordu suretsiz Devamı

05 10 2006

Dut Ağacı

Kimi güney bahçelerinin ulu dut ağaçları olur; zamanında bir orduya yeter… Ne toplayan, ne yiyen, ne de kaynatan vardır.   Bununla birlikte kesmezler, ilişmezler.Bu ulu ağaçlar, asmalara çardak olarak, diledikleri gibi büyürler; boy verir, dal verir, gölge verirler.   Dut ağacında üzüm yiyebilirsiniz… “Duta asma çubuğu aşılanmış” diyebilirsiniz.   Ağaçlara su yürüdüğü mevsim, ikisinin de yaralarından damlayan sular bazen yerde, bazen yere düşmeden birbirine karışmış; asmayla dut kan kardeşi olmuştur.   Hangisinin yemişi dut, hangisinin üzüm… Bilemezsiniz… Ve kuşların gagasında iki tat birbirine karışır, bir tat olur.   Sonbahar gelince yerde yapraklar, birlikte sararırlar; birlikte doğanlar birlikte ölmenin zevkine de ererler.   Dut, gövdesine sımsıkı sarılan asmadan memnundur ve asma bir canlı çardağa sarıldığını bilir; mesuttur. Böylece yaşarlar… Dut bahtiyar, asma bahtiyar…   Ne birinde büyüklük, ne ötekinde asalet iddiası vardır. Bir uyuşma, bir anlaşma örneği olarak kalacaklardır.   Asma, kolları kesilmedikçe duttan ayrılmaz… Ve duttan kesilecek bir dal, asmadan parçalar götürür.   Biz aynı toprağın, aynı köklerin çocukları, bir dutla bir asma kadar olamaz mıyız? Arif Nihat Asya ... Devamı